ABD de Perdue Üniversitesinde görev yapan Prof. Mete Sözen, 7 şehircilik uzmanıyla birlikte İstanbul için depreme dayanıklı Cybercity projesi hazırladı. Uydu kentte 4-6 milyon kişi yaşayabilecek. Sözen, "Bu kenti Türk işçisi 6 yılda yapabilir" diyor.
İlk aşamada böyle bir şehre maddi durumu iyi insanların yerleşeceğini bekliyoruz. İstanbul'da bu sayede pek çok bina boşalacak. Böylece bu binaların tamir edilmeleri ya da yıkılmaları mümkün olacak. Olası bir deprem sonrasında da açıkta kalacak yüzbinlerce istanbullu hemen uydu şehre transfer edilebilecek." İstanbul'daki binaların zaaflarını Bakırköy ve Zeytinburnu'nda yaptıkları çalışmalar ile belirlediklerini de söyleyen Sözen, şu bilgileri verdi:
Üstelik inşaat işlerinde harcanan her YTL Türk ekonomisini 6 YTL daha genişletecek. Ben ekonomist değilim ama benim görüşümle UYDU şehire başlanır başlanmaz hem Türkiye'nin içinden hem dışından yatırım parası gelecek. Bu para mühendislerin, mimarların, işçilerin elinden bakkal, malzemeciye, doktora her türlü servise harcanacak. Ekonomiyi genişletecek."
SELÇUKLU VE OSMANLI MİMARİSİ KULLANILDI
Yeni uydu şehirde modern mimarinin yanısıra eski Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin de kullanılabileceğini belirten Sözen, bilgisayar ortamında yarattıkları yeni istanbul'da geniş meydanlar, caddeler ve birbirinden mesafeli yüksek binalar kullanıldığını belirtti. Böylece alışılagelmiş Türk şehircilik anlayışının dışına çıkılarak güvenlik üst seviyeye getirilmiş.
Gönderen
Linda B. Donahue
zaman:
16:13

Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Erdoğan Bayraktar, Merkez Bankası Başkanlığı ile kamu bankalarının genel müdürlüklerinin İstanbul a taşınması kararı konusunda, "Hükümet, bilimsel olarak araştırıp, soruşturup, dünya konjonktürüne en uygun kararı vermiştir" dedi.
İstanbul'a taşınma konusunda halen, Vakıfbank, Halkbank ve Ziraat Bankası ile görüştüklerini, Merkez Bankası ile henüz görüşmediklerini açıklayan Bayraktar, "Talep ederlerse onlara da yer veririz, yerimiz var" diye konuştu.
Sanayi İstanbul'dan uzaklaşmalı
"Dünyanın hiçbir yerinde merkez bankaları başkentlerin dışında değil" şeklinde eleştiriler olduğunu hatırlatan Bayraktar, şöyle devam etti: "Hükümet, bilimsel olarak araştırıp, soruşturup, dünya konjonktürüne en uygun kararı vermiştir. Merkez Bankası zaten vatandaştan mevduat toplayan veya vatandaşa kredi veren bir banka değil. Bankalarla irtibatı var, piyasayı düzenliyor. Bankalar da İstanbul'da. İstanbul'u sanayi şehri olmaktan kurtarmak, İstanbul'dan sanayi nüfusunu boşaltmak lazım. Ankara'yı orta ölçekli sanayi şehri yapmak lazım. İstanbul'u Balkanlar'ın, Kafkaslar'ın, Ortadoğu'nun ve dünyanın cazibe merkezi haline getirmemiz lazım. Para Ankara'ya değil, İstanbul'a gelir ve İstanbul'dan para akar."
Taşınma İstanbul için bir şans
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Merkez Bankası'nın İstanbul'a taşınmasına karşı dile getirilen "Ankara'yı boşaltmak, başkenti İstanbul'a taşımak" gibi yanlış bir anlayışın gerilerde kaldığını belirterek "İstanbul'a gelmesini, doğru bir adım olarak buluyorum" dedi. Topbaş, dün yaptığı açıklamada şunları söyledi: "İstanbul'a geçmişte var olan finans merkezi fonksiyonu yeniden kazandırılacak. Bu fırsat var. Coğrafi konumu itibariyle küresel sermayenin özellikle takip ettiği bir kent. Moskova ve Dubai de finans merkezi olma konusunda çok ciddi adımlar atıyor. İstanbul'un böyle bir şansı ve olgusunu bir tarafa bırakıp, 'Merkez Bankası nasıl İstanbul'a gelir?' düşüncesini belediye başkanı olarak doğru bulmuyorum."
Topbaş, yerel seçimlerde aday olup olmayacağı yönündeki soruya da "Adayım. Devam etmek istiyorum. Ancak bunun kararını partim verecek" karşılığını verdi.
Gönderen
Linda B. Donahue
zaman:
16:13

Garanti Bankası nın satışa çıkardığı Tekfen Sabancı İş Kuleleri ve Metrocity e komşu arazi Ortadoğulu yatırımcıların iştahını kabarttı Dubai şeyhi El Maktum un şirketi Sama Dubai nin en yüksek teklifi verdiği Levent teki İETT Garajı arazisinin hemen yanında yer alan arazinin 29 Şubat ta ihalesi yapılacak
Satışa çıkardıkları alanın bölgede boş kalan tek arazi olduğuna dikkat çeken Garanti Yatırım İcra Kurulu Başkanı Metin Ar, "Bu arazi yatırımcılar için son şans. Bu bölgede yatırım yapmak için başka arazi kalmadı, bu nedenle ihaleye büyük ilgi gösterilmesini bekliyoruz. Büyük ilgiyle karşılaştık. Başta Dubaili olmak üzere Ortadoğulu yatırımcılardan çok talep var" diye konuştu.
Önceki gün gazetelere verilen ilanlarla satışı duyurulan 11 bin 648 metrekarelik arazi için bilgi odası ve saha gezisi süreci açıldı. Arazi için 150 milyon dolarlık muhammen bedel belirlendi.
Zincirlikuyu-Levent-Maslak iş alanında konumlanan gayrimenkulün sahibi isminin açıklanmasını istemezken sadece gizlilik anlaşması imzalayan firmalara arazinin sahibinin açıklanacağı öğrenildi.
1 milyon dolar teminat isteniyor
2.5 emsalle inşaat yapılabilecek arsada bodrum katlarıyla birlikte yaklaşık 100 bin metrekare inşaat yapmaya müsait imar planı bulunduğu belirtildi. İhale için geçici teminat tutarı 1 milyon dolar olarak belirlendi. Tekfen, Sabancı, İş Kuleleri ve Metrocity gibi büyük binaların tam merkezinde yer alan arazi için hem yerli hem de yabancı yatırımcıların büyük ilgi göstermesi bekleniyor. Yatırımcılar Karayolları arazisinin satışında da danışmanlık üstlenen Garanti Yatırım'dan 22 Şubat Cuma gününe kadar kapalı teklif zarflarını alacak, 29 Şubat Çarşamba günü ise ihaleye davet edilen en yüksek 4 teklif sahibinin 4 milyon dolar tutarındaki ek geçici teminat mektuplarının teslim edilmesi gerekiyor. İhale 29 Şubat Cuma günü saat 10.30'da açık artırma usulüyle yapılacak.
Küçük olması satışı kolaylaştıracak
Garanti Yatırım İcra Kurulu Başkanı Metin Ar, söz konusu arazi için 150 milyon dolarlık muhammen bedel belirlediklerini vurgulayarak, arazinin İETT Garajı, Karayolları arazisine kıyasla küçük olduğunu söyledi. Ar, "Küçük olması satışı açısından çok daha kolay olacak. Çünkü daha uygun bir fiyat ortaya çıkabilir. Araziyi önce yurtdışında pazarladık. Büyük ilgiyle karşılaştık. Başta Dubaili olmak üzere Ortadoğulu yatırımcılardan çok talep var" dedi.
Karayolları arazisini pazarlarken yurtdışı tanıtımlarına ağırlık vermeleri nedeniyle eleştiriler aldıklarını aktaran Ar, "Bu nedenle biz de yurtiçinde tanıtıma başladık. Yerli yatırımcılardan da aynı ilgiyi bekliyoruz. Bölgede teklif edilen rakamlardan sonra bu arazi de çok değerli hale geldi" diye konuştu.
Arazinin hiçbir imar sorunu olmadığına dikkat çeken Ar, alışveriş merkezi, rezidans ve iş merkezi yapılması için çok ideal bir arazi olduğunu ifade etti.
Gönderen
Linda B. Donahue
zaman:
16:13
İspanya modeli ile gerçekleştirilen villa kentler ve tatil köyleri, inşaatı üstlenen ya da bu iş için ayrıca kurulan özel sektör firmalarınca yurt dışında pazarlanacak. Satış, doğrudan mülk satışı ya da devre mülk satışı şeklinde olacak. Villa kentler ve tatil köylerinin işletmesi de özel sektör eliyle yürütülecek.
Yabancılara satılacak villa kent ve tatil köylerinden elde edilecek gelirin bir bölümü TOKİ tarafından Hazine’ye aktarılacak. Maliye Bakanı Unakıtan’ın, satıştan sağlanacak gelirin yüzde 50’ye kadar olan bölümünün Hazine’ye verilmesini istediği ancak orana ilişkin kararın görüşmelerde kesinleşeceği öğrenildi.
‘Az katlı evler yapılacak’
TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar, oluşturulan model ve projeyi AA muhabirine değerlendirirken, Maliye Bakanı Unakıtan’ın, İzmir’den Mersin’e kadar olan sahil şeridinde yabancılar için konut yapma projesini hayata geçirmeye dönük bir takım adımları olduğunu anımsattı. Konuyla ilgili Milli Emlak Genel Müdürlüğü ile görüşmelere başlandığını anlatan Bayraktar, şöyle konuştu:
"Görüşmelerimiz belli bir noktaya geldi. Tatil ve dinlenme köyleri, sahil kesimindeki yerleşim birimlerinde 5 yıldızlı otelcilik hizmetlerinin verildiği siteler kurma noktasında çalışmamız var. Bu şekilde hem Türkiye’nin dışa açılmasını sağlamayı, hem turizm gelirlerini artırmayı, hem de sahillerdeki görünümü güzelleştirmeyi amaçlıyoruz. Az yoğunluklu, bahçesi, yeşili bol, az katlı evler yapma çalışmamız var. Bu model zaten İspanya’da var."
Kiralama olmayacak
TOKİ Başkanı Bayraktar, Antalya, Muğla, Aydın, Fethiye ve Mersin’e kadar olan sahilde inşa edilecek villaların, mülk ya da devre mülk şeklinde satılacağını, buralarda kiralama yoluna gidilmeyeceğini de bildirdi. Bayraktar, buralarda ve tatil köylerinde 5 yıldızlı otel hizmeti verileceğini de söyledi. Bu tesisleri devletin yapmayacağını, TOKİ’nin hasılat paylaşımı yoluyla gerçekleştireceğini anlatan Bayraktar, şöyle devam etti:
"Çanakkale’den Mersin’e, Hatay’a hatta İskenderun Körfezine kadar olan sahilde nerede güzel bir yer bulursak, sahili bozmadan, biraz içerde olmak kaydıyla kıyıyı tahrip etmeden, yeşil dokuyu bozmadan, yapılaşmaya uygun olan yerleri en iyi şekilde değerlendireceğiz. Böylece hem ekonomiye hem turizm sektörüne katkıda bulunacağız. Bunları müteahhitler yapacak, daha sonra bedelini bize ödeyecek. Kazandığı paydan da bize ödeme yapacak. Ancak özel sektör istediği gibi inşa edemeyecek. Bu tesislerin, sahilin yapılaşma rejimine, siluetine, tarihi dokusuna, doğal yapısına ve sahildeki imar şartlarına uygun bir şekilde yapılmasına özen göstereceğiz. TOKİ, projenin her safhasına müdahil olacak. Çok katlı bina pek düşünmüyoruz ama sahilden biraz daha içerilerde olursa az katlı binalar olabilir. Golf sahaları, tenis kortları ve diğer sportif tesisler, yeşil alanlar, yürüyüş parkurları, insanların sağlıklı yaşayabileceği sosyal ve modern yaşamın gerektirdiği donatıları oluşturacağız."
Bayraktar, İspanya modeli kapsamında da Afyonkarahisar ve Denizli’de de yine yabancılara yönelik kaplıcaların bulunduğu bölgelerde, termal tesisler de kurulacağını belirtti.
Gönderen
Linda B. Donahue
zaman:
16:13
GYODER Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği ve sektörde gündem yaratan Gayrimenkul Zirvesi GYODER tarafından tescil ettirilerek isim hakkı alındı
Türkiye’deki gayrimenkul yatırım ortaklıklarının (GYO) temsilcileri tarafından, 1999 yılında kurulan GYODER, kuruluşundan bu yana düzenlediği Gayrimenkul Zirveleri, konferanslar, paneller, eğitim seminerleri ve Türkçe-İngilizce olarak yayınladığı Gayrimenkul Araştırma Raporları ile gayrimenkul sektöründeki kişi ve kuruluşlarca yakından takip ediliyor.
GYODER, bugün 250’ye yaklaşan üye sayısıyla sektörde önemli bir sinerji oluşturuyor. GYODER’in 2000 yılından beri düzenlediği “Gayrimenkul Zirveleri” de sektörde ilk ve tek olarak katılımcıları ve gündem yaratan içerikleri ile Türkiye’de gayrimenkul sektörünün tüm yönleriyle tartışıldığı geleneksel gayrimenkul platformu haline geldi.
Gönderen
Linda B. Donahue
zaman:
16:13
Taşyapı’nın Maslak’taki projesi Mashattan’da 85 metrekarelik bir dairenin 2005 yılındaki fiyatı 250 bin YTL iken, bugün YTL bazında yüzde 112 primlenerek 530 bin YTL’ye çıktı. Projenin dolar bazında ortalama metrekare fiyatlarındaki artış da yüzde 50 seviyesinde gerçekleşti, 2 yıl önce metrekaresi 2700 dolar olan fiyatlar bugün 4058 dolar seviyesinden başlıyor.
Aşçıoğlu İnşaat’ın Ulus’ta inşa ettiği Selenium City satışa çıktığı 6 aylık sürede dolar bazında yüzde 54 oranında prim yaptı. Şirket başlangıçta belirlediği 3 bin dolarlık metrekare fiyatını 6 ayda 5500 YTL’ye yani 4620 dolara çıkardı.
İlk başta fiyatlar düşük tutuluyor
Soyak’ın satışına 2004 yılında başladığı Halkalı’daki Olympiakent de, şehir merkezindeki en çok kazandıran projeler arasında yer aldı. Proje 3 yılda yüzde 185 oranında prim yaptı. 3 yıl önce 140 metrekarelik bir dairenin ortalama metrekare fiyatı 575 dolarken bugün 1715 dolar seviyesinde seyrediyor. Aynı projede 60 metrekare dairenin ortalama metrekare fiyatı ise 650 dolardan 1850 dolar seviyesine kadar yükseldi. Emay İnşaat’ın 2005 yılında lansmanını yaptığı Kentplus Ataşehir projesinde 165 bin dolar olan 150 metrekarelik bir dairenin şimdi ikinci eldeki fiyatı 364 bin 500 dolar seviyelerinde seyrediyor.
İnanlar İnşaat'ın Beşiktaş Fulya'da 10 dönüm arazi üzerinde inşa ettiği Terrace Fulya projesinde 58 metrekare daireler şu anda 350 bin dolar seviyesinde satışa sunuluyor. Dairelerin ilk çıkış fiyatı ise yaklaşık 162 bin dolar düzeyindeydi. Bu projede de dolar bazında artış oranı yüzde 116’ya denk geliyor.
Century 21 Türkiye Genel Müdürü Ahmet Rauf Saatçi, inşaat firmasının da hem projeye başlaması hem de projesine alıcı çekebilmesi için başlangıçta fiyatlarını daha ılımlı rakamlarda tutması ya da müşteriye pazarlık gücü bırakması gerektiğini söyledi. Saatçi, "Projenin satışı ilerlediğinde, binalar yükselmeye başladığında artık müşteri gördüğü bir konutu satın alırken, proje sahibi de artık müşteri tarafından talep görmüş, görmeye devam eden, doluluk oranı artmış, yeni bir yaşam mahallinin sona kalmış en değerli konutlarını satar konuma geliyor. Dolayısı ile bu aşamada fiyatlar daha da yükseliyor” dedi.
Risk alan kazançlı çıkıyor
Colliers International danışmanlık departmanı sorumlusu Cem Demiröz de bunun pazara çıkan ürünün kalitesinin anlaşılabilmesi için projeyi geliştiren firmanın ilk müşterilere sağladığı bir avantaj olduğunu ifade ediyor. Demiröz, "İlk etap pazarlandıktan sonra artık ürün piyasaya çıktığı için beklentileri karşılayıp karşılamadığı da ölçülmüş oluyor ve takip eden etaplara olan talep artışına bağlı olarak fiyatlar da yükseliyor. Bu durumda ilk etapta risk alan müşterilerin kazancı da diğer etaptaki müşterilere göre daha fazla oluyor" dedi.
Bu tür projelerde önce hareket edenlerin en fazla riski aldıkları için en fazla kâr edenler olduğunu ve şehrin büyüme yönünde bulunan yeni lokasyonlar ve yeni konseptlere yatırım yapmanın hâlâ en doğru hareket olacağını ifade eden Demiröz şunları söyledi: "Şehrin genişlediği lokasyonlarda yeni yapılan projelerde altyapı, ulaşım, konsept gibi başlangıçta birçok soru işareti ve riskler bulunmaktaydı. Bunlara örnek olarak Ataşehir bölgesini verebiliriz. Ancak zaman içerisinde bu risklerin ortadan kalkmasıyla birlikte yeni projeler hayata geçirildi ve bu tür bölgeler kendi kendine yetebilen ve her türlü altyapıya sahip bölgeler haline geldi. Bu gelişim sırasında fiyatlar da büyük oranda arttı. Buna ek olarak residence konsepti gibi şehirde yaşayanların pek alışkın olmadığı ancak yapıldıktan sonra büyük talep gösterdiği konseptler de çok hızla değer kazandı. Burada birçok başarılı proje gerçekleştirildi ve gerçekleştirilmeye devam ediliyor. Ancak bugün itibariyle birkaç yıl öncesinin yatırım ve kâr fırsatı bulunmamakta. Bundan sonra artık yüzde 10-15 gibi sınırlı fiyat artışlarının gerçekleşmesini bekliyorum. Buna ek olarak özellikle Avrupa yakasında, Levent, Etiler, Şişli, Taksim gibi merkezi bölgelerde bulunan residence projeleri oldukça değerlendi. 3-4 yıl önce metrekaresi 1500-2000 dolara satılan residence üniteleri artık metrekaresi 5000-6000 dolara alıcı bulabiliyor. Bundan sonraki residence projelerinin de yüksek talep göreceğini ve fiyat artışının devam edeceğini düşünüyorum. Çünkü residence arzı henüz doyum noktasına uzak görünüyor."
Fiyat artışı bölge ile ilgili değil Etaplar arasındaki yüksek oranlı fiyat artışlarının bölge ile doğrudan bir ilgisi olmadığını da savunan Ahmet Rauf Saatçi bu durumun taleple ilgili olduğunu söyledi. Saatçi "Bir dönem talebin çok arzın düşük olması bu fiyat farklılıklarını yarattı ama son altı aydır biz piyasada böyle bir durum olduğunu gözlemlemiyoruz. Şimdi sektör belli bir doygunluğa ulaşmış durumda. Artık fiyat artışları önceki dönemlerde olduğu gibi daha itidalli. Arzın yetersiz olduğu dönemde satış yapanlar bu anlamda kârlı çıkmış olabilirler ama şu günlerde müşterinin alternatifi çok fazla” dedi.
HABER - SELMA ŞENOL
Gönderen
Linda B. Donahue
zaman:
16:13
En karlı yatırım aracı gayrimenkul
İzmir’in Narlıdere İlçesi’nde inşa ettiği 168 lüks konutla kentin prestij projelerinden birini yapan ‘Folkart Yapı’nın Genel Müdürü Mesut Sancak, “Dolar, euro veya başka bir yatırım aracı gayrimenkul kadar kazandırmaz” dedi.
İnşaat sektöründe 6 aylık durgunluk dönemi görüldüğünü belirten Genel Müdür Mesut Sancak, kendilerini gibi lüks konut yapan ve ‘A Plus’ müşterisi olan firmalar için bir durgunluğun söz konusu olmadığını söyledi. Sancak, 168 lüks konutun 3′te 1′ini sattıklarını ifade ederek, şunları söyledi:
“Müşterilerimize 2009 Nisan’da evlerini teslim etme sözü vermiştik ama bunu 2008 yılı sonunda gerçekleştireceğiz. Kuzey Irak’taki gelişmeler, kredi faizlerinin yılsonu itibariyle düşmemesi normal standartlarda ev satan firmaların satış rakamlarında en dip noktayı görmesine yol açtı. İnşaat sektörü 2007 yılının ilk 6 ayında yüzde 15′lik gelişme gösterirken, 3′üncü çeyrekte ise bu rakam yüzde 4.5′lere geriledi. Son 4 yıldır sektördeki büyüme yıllık ortalama yüzde 15- 20 olurken bu yılsonunda rakamın yüzde 10′larda kalacağına inanıyorum. Ciddi düşüş var ve konut sahibi olmak için en güzel zaman” dedi.
‘2008’de fiyatlar artacak’
Piyasada arz fazlasının orta ve alt sınıflarda daire fiyatlarının ucuzlamasına neden olduğunu ancak ‘A Plus’ dairelerin ise bunlardan etkilenmediğini belirten Sancak, şöyle devam etti:
“Sektörde kriz değil durgunluk yaşanıyor. Gayrimenkul her zaman en gözde yatırım aracı olmaya devam edecektir. Hızlı artan nüfusla Türkiye’nin yılda ortalama 600 bin yeni konuta ihtiyacı var. İnşaat safhasından yatırım yapanlar hiçbir zaman zarar etmez. Dolar, euro veya başka bir yatırım aracı gayrimenkul kadar kazandırmaz. 2008′in ilk 3 ayında konut fiyatlarının yukarı doğru çıkacağına inanıyorum.”
İzmir’deki ikinci yatırımlarının 2008 Ocak ayı sonunda Mavişehir’de olacağını belirten Mesut Sancak, 12 milyon dolarlık projeye imza atacaklarını söyledi. Sancak, bu kapsamda 22 katlı, 24 dairenin yer alacağı farklı bir binanın İzmir’e kazandırılması projesine başlayacaklarını vurguladı.
Cesur Sert / İzmir(DHA)
Gönderen
Linda B. Donahue
zaman:
16:13





