Emlak Broker - Mortgage Broker


Konut Kredisi Mortgage Kredi Faizi Emlak Piyasası Gayrimenkul Sektörü Haberler Makaleler Tavsiyeler Barındıran Kaynak Platform.Artık sitemize www.emlakbroker.com adresinden de ulaşabilirsiniz.

Kredi ödenmezse ne olur ?

Etiketler: | 0 yorum

Kredi ödenmezse ne olur?


Mortgageturk Genel Müdürü Ömür Kaya’nın verdiği bilgilere göre, mortgage sisteminden belirli ve düzenli bir geliri olan, bunu belgeleyebilecek herkes yararlanabilecek. Ayrıca sistem konut alıcılarına ek bir yarar daha getiriyor. Daha önce konut kredisi kullanmış fakat bunu mortgage’e çevirmek isteyen kişiler de eğer isterlerse bu sistemden yararlanabilecek.


İlk etapta başvuru sahibinin kimlik bilgileri, gelir belgesi, daha sonra ev belirlendikten sonra alınacak konuta dair tapu ve teknik bilgilerin verilmesi gerekiyor. Başvurular krediyi verecek bankalara doğrudan veya birden çok finansal kuruluşla çalışan mortgage brokerlık firmalarına yapılabilecek.


Ancak madalyonun diğer yüzü de var. Özellikle sabit gelirli kesimin kredi kartlarında düştüğü ödeme darboğazı hatırlandığında akıllara şu soru geliyor: Mortgage ipotekleri ödenmezse ne olacak? Ömür Kaya, şöyle yanıt veriyor bu soruya: “Sermaye Piyasası Kurulu’nun hazırladığı taslağa göre, iki defa üst üste taksit ödemesi yapılmadığı zaman, finansal kuruluş ikinci aksamayı takiben beş gün içerisinde posta ile ihtar gönderir. Bundan sonra ödemenin yapılması için bir aylık bir süre tanınacak.


Bu süre içerisinde de ödemelerde herhangi bir değişiklik söz konusu olmazsa, krediyi veren banka ev satış işlemlerine başlayacak. Konutun değeri ana borç miktarını kapatmaya yetmezse kalan miktar bireyden talep edilecek. Fakat konutun değeri kalan ana para borucundan fazla olursa aradaki fark borçluya ödenecektir.”

Ev alma isteğimiz yüzde 9 arttı

Etiketler: | 0 yorum

Master Card'ın araştırmasına göre Türk halkının son 1 yılda ev alma isteği yüzde 9 artarken, tüketiciler yatırımlarını bu yönde değerlendiriyor.

MasterCard'ın altı ayda bin kişi ile 11 il merkezinde gerçekleştirdiği MasterIndex araştırmasına göre Türk halkı eline geçen fazla parayı öncelikli olarak ev alarak değerlendirmek istiyor. MasterIndex araştırmasının önceki dönem verilerine bakıldığında Türk Halkı'nın yıldır değişmeyen tercihinin almak olduğu gözleniyor. Araştırma, ev alma isteğinde son 1 yılda yüzde 9'luk artış yaşandığını ortaya koyuyor. 30 yaşında istek artıyor Yöntem Araştırma ve Danışmanlık tarafından yaptırılan MasterIndex araştırmasının "Elinize geçen fazladan 40 bin YTL'yi nasıl değerlendirirsiniz" sorusundan çıkan sonuçlara göre; Türk halkının yüzde 38'i ellerine geçen fazla parayla öncelikli olarak ev almak istiyor. Araştırma sonuçlarına sosyoekonomik düzeye göre bakıldığında, eline geçen fazladan 40 bin YTL ile ev almayı en çok isteyen grup, yüzde 43'lük oranla DE sosyoekonomik grubu. DE sosyoekonomik grubunu yüzde 40'lık oranla B, yüzde 37'lik oranla ise, C2 sosyoekonomik grubu takip ediyor. Araştırmaya göre Türk halkının ev alma isteği 30 yaşından sonra artıyor. 30 yaşına kadar arabaya almayı tercih eden gençler, yaşları ilerledikçe ev sahibi olmaya yöneliyorlar. Araştırmaya göre ev sahibi olmayı en çok isteyen yaş grubu yüzde 46 ile 65 yaş üstü.

Kaynak: Sabah

Konut Edindirme Yardımı alacaklar dikkat, liste teslimi 3 ay uzadı

Etiketler: | 0 yorum

Konut edindirme yardımı (KEY) hak sahiplerinin isimleri ile yardım tutarlarının yer aldığı listelerin, tasfiye halindeki Türkiye Emlak Bankası Anonim Şirketine teslimine ilişkin süre, 30 Kasımdan itibaren 3 ay uzatıldı.

Konuya ilişkin Bakanlar Kurulu kararı, Resmi Gazetede yayımlandı.

Karar uyarınca, Konut Edindirme Yardımı Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan 6 aylık süre, 30 Kasım 2007 tarihinden itibaren 3 ay uzatıldı. Karar, söz konusu tarihten geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.

Buna göre ilgili kurumlar, listelerini Şubat ayı sonuna kadar listelere ilişkin bilgi girişini yapan Tasfiye Halindeki Emlak Bankasının KEY Birimi'ne iletebilecek.

Bu durumda, KEY biriminin de süre uzatımı talebinde bulunmaması halinde, hak sahibi listeleri en erken Mayıs ayından sonra ilan edilebilecek.

Bu yıl Mayıs ayında çıkarılan KEY Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanun ve buna dayanarak çıkarılan yönetmelik uyarınca, hak sahibi olanlara nakit veya hisse senedi olarak yapılacak ödemelerin belirlenmesi için, kurumlara, kesinti yapılan personele ilişkin listelerin iletilmesi için 30 Kasım'a kadar süre verilmişti.

Bu tarihe kadar, işçiler için SSK bölge müdürlüklerinin, memurlar için de ödemeyi yapan kurum hangisi ise defterdarlıklar, saymanlıklar, mal müdürlüklerinin, kanunla kurulan kuruluşlar ve bankaların da doğrudan listelerini Tasfiye Halindeki Emlak Bankası bünyesindeki KEY birimine iletilmesi gerekiyordu.

Listelerde, 1 Ocak 1987 ile 31 Aralık 1995 tarihleri arasında adlarına kesinti yapılan personele ilişkin bilgiler ve kesinti tutarları yer alacak.

Mevzuat uyarınca, kurumlara listeleri bildirmek için 30 Kasım'a kadar verilen sürenin, bakanlar kurulu kararı ile bir defaya mahsus olmak üzere 3 aya (2008 Şubat sonu) kadar uzatılabilme imkanı vardı ve bu kullanıldı.

Buna göre Hak sahiplerinin belirlenmesi işlemleri, KEY birimi tarafından, ilgili kuruluşlarca gerekli mutabakatları sağlanarak gönderilen listeler esas alınarak, 3 ayda tamamlanacak.

Listelerin bildirimine ilişkin süre uzatımı hükümet tarafından uygun bulunursa, KEY birimi, kendisi için de 2 aylık süre uzatımı istemezse, yasa ve yönetmeliğe göre, 2008 Mayıs ayı sonuna kadar hak sahiplerinin isim, konut edindirme yardımı ve nemalarını içeren listeleri Emlak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığına (EGYO) bildirecek.

Diğer taraftan, Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu bakanın, bu süreyi bir defaya mahsus olmak üzere 2 aya kadar uzatmaya yetkili bulunuyor.

Bu süre uzatımı da kullanılırsa, listeler en erken Ağustos ayına kadar hazır olabilecek.

KEY birimi, 20 bin kurumdan gelecek tüm verileri birleştirip, her bir hak sahibi için tek bir ödeme tutarı belirlemek üzere ''tekrar ve tutarlılık'' kontrolleri yapıyor. KEY hak sahibi sayısı konusunda telaffuz edilen rakamlar 3-5 milyon arasında değişiyor.

1 Ocak 1987'de yürürlüğe giren 3320 sayılı kanun uyarınca, 31 Aralık 1995'e kadar, işverenler, istihdam ettikleri kişiler için KEY hesabına para yatırmıştı.

KEY hesabına yapılan işveren kesintileri, 1 Ocak 1996'dan itibaren sıfırlanmıştı. Kişi başına kesinti, 3 bin 500 lira ile başlayıp, en son 80 bin liraya yükseltilirken, sistemde tam olarak katılan kişilerin anaparasının 6 milyon 156 lira olduğu ifade edilmişti.

Kaynak: Zaman

Kat irtifaklı arsa tapusunda harç matrahı

Etiketler: | 0 yorum

Harçlar Kanunu'nun dördüncü kısmı "Tapu ve Kadastro Harçları" ile ilgili hükümleri kapsamaktadır.

(Madde: 57-70) Harca tabi olan işlemler ise kanuna ekli (4) sayılı tarifede sayılmak suretiyle belirlenmiş bulunmaktadır.
Mevcut düzenleme gereği "Tapu ve Kadastro Harçları" (4) sayılı liste uyarınca işlemlerin nev'i ve mahiyetine göre değer esası üzerinden nispi (oransal) veya makdu olarak alınmaktadır.
Harçlar Kununu'nun uygulamasında yer alan "kayıtlı değer" veya Emlak Vergisi değeri Emlak Vergisi Kanunu'na göre belirlenen vergi değerini ifade etmektedir.
Kural olarak "Tapu ve kadastro harcı vergi değeri ile mükellef tarafından beyan edilmiş olan değerden yüksek olanı üzerinden alınır." (Madde: 63)
Vergi değerinin tanımı ise Emlak Vergisi Kanunu'nun 29'uncu maddesinde yapılmıştır. Bu tanımlamaya göre vergi değeri;
* Arsa ve araziler için Vergi Usul Kanunu uyarınca asgari ölçüde birim değer tespitine ilişkin hükümlere göre takdir komisyonlarınca arsalar için her mahalle ve arsa sayılacak parsellenmiş arazide her mahalle ve arsa sayılacak parsellenmemiş arazide her köy için cadde, sokak veya değer bakımından farklı bölgeler (turistik, bölgelerdeki cadde, sokak veya değer bakımından farklı olanlar ilgili valilerce tespit edilecek pafta, ada veya parseler) arazide her il veya ilçe için arazinin cinsi (kıraç, taban, sulak) itibariyle takdir olunan birim değere göre,
* Binalar için Maliye ile Bayındırlık ve İskân bakanlıklarınca müştereken tespit ve ilan edilecek bina metrekare normal inşaat maliyetleri ile yukarıda belirtilen esaslara göre bulunacak arsa veya arsa payı değeri esas alınarak konuya ilişkin tüzük hükümleri uyarınca belirlenen ilkeler çerçevesinde
hesaplanmaktadır.
Mükelleflerin vergi değerinden daha düşük beyanda bulunmaları halinde harcın hesabında vergi değeri esas alınmaktadır. Aradaki farka isabet eden harç Vergi Usul Kanunu'na göre hesaplanan vergi ziyaı cezası yüzde 25 oranında hesaplanmak suretiyle ikmalen tarh edilmektedir.
Tapu sicilinde kayıtlı arsa ve arazi üzerinde yeniden inşa olunacak bina ve sair tesislerin tescilinde veya her nevi vasıf değişikliklerinde tahsis (düzeltme) harcı alınır.
Uygulamada gayrimenkullerin ivaz karşılığında veya ölünceye kadar bakma akdine dayanarak yahut trampa hükümlerine göre devir ve iktisabında gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisabında gayrimenkulün beyan edilen devir ve iktisap bedelinden az olmamak üzere emlak vergi değeri üzerinden devir eden ve devir alan için ayrı ayrı binde 15 oranında tapu harcına tabi tutulmaktadır.
Mevcut düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere gayrimenkullerin devir ve iktisabında Emlak Vergisi değeri veya Emlak Vergisi değeri üzerindeki beyanlar dışında başka bir değer esas alınarak tapu harcı hesaplanması veya talebi ve tahsil edilmesi mümkün değildir.
Ancak uygulamada bazı hallerde yapılan vergi incelemelerinde inşaat devam ederken ve henüz (yapı kullanma izni) iskân belgesi alınmamış daireler dolayısıyla tapuda arsa olarak tescilli projeler için arsa tapu devirleri sırasında, tapu devri dolayısıyla ödenmesi gereken alım-satım harç matrahları idarece kabul edilmeyerek, bazısında tapuda arsa devirleri sırasında inşaat tamamlanmamış olmasına rağmen vergi ziyaı cezalı harç tahsiline yönelik işlemlerin ve incelemelerin yapıldığı gözlenmektedir.
Yine uygulamada kat irtifaklı arsa devri yapılan bu tür işlemlerde iskân belgesi alımı aşamasında da ayrıca binaya dönüşüm dolayısıyla bina değeri üzerinden ilave harç hesaplaması da yapılmaktadır.
Bir başka açıdan olayı değerlendirecek olursak; bu tür işlemlerde başlangıçta hak sahibine arsa payının devri yapılmaktadır. Bu işlemde harca esas alınan değer Emlak Vergisi değeri olmaktadır. Bilahare bu tür devirlerde bina dönüşüm dolayısıyla bina değeri üzerinden ayrıca harç ödenmektedir.
Bu tür işlemlerde eğer başlangıçta arsa payı devirlerinde harca esas değerin hesaplanışı kanunen belirlenmiş olması hususu dikkate alındığında idarece veya yapılan incelemeler sonucunda yükseltilmesi mevcut kanuni tanımlamalar dışında bir başka değere dönüştürülmesi mümkün değildir.
Mevcut kanuni düzenlemeler dışında bir uygulama sonucunda özellikle kat irtifaklı arsa devrinden dolayı kat sahiplerinin gereksiz yere mağdur edilmesi ve kendilerinin bilgisi dışında hem ek harca hem de vergi ziyaı cezasına muhatap edilmesi hukuk devleti olgusu ile örtüşmeyen bir uygulama olarak karşımıza çıkmaktadır.
Harçlar Kanunu'nun dördüncü kısmı "Tapu ve Kadastro Harçları" ile ilgili hükümleri kapsamaktadır.

Kaynak: Referans Gazetesi

Büyüme ivme kazanacak ama kredi koşulları gem vuracak

Etiketler: | 0 yorum

2008 yılında ekonomik büyümenin, hükümet projeksiyonu olan yüzde 5,5’i yakalama ihtimalini hala yüksek görüyorsak da, kredi piyasasındaki karşıklıklar bu oranın 1.5 puan kadar aşılacağına dönük önceki beklentimizi, projeksiyona doğru revize etmemize neden oluyor.

Konut kredisi alacağı karşılığında yaratılan tahvilleri alanlar için borcun geri ödenmemesi ihtimaline karşı yapılan sigortanın açığa satılabildiği piyasayı dahi oluşturacak yaratıcılığın türev piyasalarını azdırdığına; kapitalizmin kalesi dev bankaların, faizi haram kabul eden müslüman ülkelerin fonları tarafından kurtarıldığına tanıklık ettiğimiz çalkantılı bir yılı tamamlıyoruz. Ancak, gelecek yılın global piyasalar açısından daha çalkantılı olma ihtimali de hiç de azımsanacak bir olasılık değil.

Sermaye hareketleri önemli
ABD’de resesyon olmadığı takdirde (ki şimdilik eldeki veriler bu yönde ikna edici bir sonuca ulaştırmıyor), dünyanın geri kalanında büyüme performansı kötü olmaz; bu ortamda gelişmekte olan piyasaların performansı da fena olmaz; hatta olumlu bile seyreder. Bu görüş piyasalarda giderek daha fazla dile getirilen bir görüş. Ancak, biz hala gelişmekte olan ülkelerin ve Türkiye’nin performanslarının, ABD ekonomisindeki çalkantılardan etkilenmeyeceği konusunda ikna olmuş değiliz. Bu kadar cari açığı olan bir ülkede, sermaye hareketlerinden etkilenmemek mümkün değil diye düşünüyoruz.

2007 yılında ekonomik büyümenin projeksiyonların yarım puan kadar altında kalarak yüzde 4,5 civarında gerçekleşeceğinin anlaşılmasından sonra, 2008 yılında da büyümenin yavaş kalma ihtimali kafaları kurcalayan en önemli soru işareti. Elimizdeki son veriler ekonomik aktivitenin canlanmakta olduğunu, ama son çeyrekteki canlanmanın 2007 yılındaki büyümeyi yüzde 5’e çekmek için yeterli olmayacağını gösteriyor.

Talebe etki 1. çeyrekte
İç politik karışıklıkların seçimlerin ardından ortadan kalkmış olması ve Merkez Bankası’nın faiz indirimleri büyümeye katkı yapacaktır. Ancak, Merkez Bankası’nın faiz artırımları nasıl belli bir gecikmeyle iç talebe gem vurduysa, şimdi de faiz indirimlerinin iç talep üzerindeki olumlu etkisi iki çeyrek gecikmeyle hissedilecek. Dolayısıyla, eylül ayında başlayan faiz indirimlerinin talebe etkisi 2008’in birinci çeyreğinde belirginleşecek diye düşünüyoruz. Reel ücretlerde çok ciddi bir değişiklik olmadığı bir ortamda, petrol ve tütün ürünleri üzerindeki Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) ile su, elektrik ve doğalgaz fiyatlarına yapılan zamlar hanehalkı harcamaları içinde zorunlu olanların payını artırarak, diğer harcamaların payını azaltabilir. Bu durumda tüketim talebindeki artış sınırlanabilir.

Borçlanma imkanına sınır
Yatırım harcamaları, dış finansmana daha duyarlı. Dış borçlanma olanaklarının, son yıllarda artmasıyla, yatırımlar da ivme kazandı. Ancak, 2007 yılının ikinci yarısından itibaren global kredi piyasalarında ağırlaşan sorunlar, 2008 yılındaki borçlanma imkanlarını sınırlayacak. Daha önce yüzde 15 civarında büyümesini beklediğimiz yatırım harcamalarında, eğer kredi piyasalarındaki tıkanıklık giderilemezse çok daha kısıtlı bir artış görmek mümkün. Sonuçta, her ne kadar 2008 yılında ekonomik büyümenin, hükümet projeksiyonu olan yüzde 5,5’i yakalama ihtimalini hala yüksek görüyorsak da, kredi piyasasındaki karşıklıklar bu oranın 1.5 puan kadar aşılacağına dönük önceki beklentimizi, projeksiyona doğru revize etmemize neden oluyor.

2008 yılında ekonomik büyümenin, hükümet projeksiyonu olan yüzde 5,5’i yakalama ihtimalini hala yüksek gör...

Kaynak: Referans Gazetesi

Bankalar sadece kredi vermesin projeleri de denetlesin

Etiketler: | 0 yorum

Koray İnşaat Genel Müdürü Şamil Çapar da gayrimenkul sektörünün sağlıklı büyüyebilmesi için finans sektörü ile daha interaktif bir ilişki içinde olması gerektiğini belirtti.

Bankaların sadece kredi veren formatından çıkıp, projelere ortak olmasının öneminin altını çizdi. Çapar, finans sektörünü gayrimenkul sektörü içine çekmek gerektiğini söyleyerek, "Bankalar gayrimenkul projelerine vereceği kredilerde projelerin minimum teknik standartlara uyumunu şart koşabilir. Böylece bankalar sektör üzerinde denetleme ve denge unsuru olabilir; projeleri sorgulayabilir" dedi.

Kaynak: Sabah

Mortgage krizi Körfez'deki otellerde yer bırakmadı.

Etiketler: | 0 yorum

Mortgage krizi nedeniyle fon ihtiyacı olan Avrupa ve ABD'li bankacılar, 3 trilyon dolarlık Arap sermayesinin peşine düştü. Körfez'deki otellerde yer kalmadı.

Mortgage krizi Arabistan Yarımadası'nı bankacı akınına uğrattı. Bu durum da en fazla bölgede bulunan lüks otellere yaradı. Yılbaşı tatili nedeniyle bölgeye tatile gitmek isteyen Türk tatilciler de yer bulmakta zorluk çekiyorlar. Bir süre önce İnter Yatırım'ı satın alan Körfez ülkesi Bahreyn sermayeli Unicorn Investment Bank yetkilileri, "ABD'li ve Avrupalı bankaların akınına uğrayan bölgeye gitmek istediğimizde artık lüks otellerde yer bulamadığımız için haftalar öncesinden rezervasyon yaptırmak zorunda kalıyoruz. Batılı her banka fon bulmak için 10'ar 20'şer adamını bölgeye gönderiyor" diye konuştular.

3 TRİLYON DOLAR VAR
Bankacılar, bölgede özellikle 11 Eylül saldırıları sonrası Amerika Birleşik Devletleri'nden kaçan 3 trilyon dolar civarında nakit Arap sermayesinin bulunduğunu ve krizde sermaye ihtiyacı olan Batılı bankacıların bu para ile nakit ihtiyaçlarını karşılamak için başta Dubai olmak üzere bölge ülkelerine çıkarma yaptığını belirtiyor. Uzmanlar petrol fiyatlarının artması ile bölgeye her gün 1 milyar dolar nakit para aktığını belirterek, "Kriz nedeniyle sermaye sıkışıklığına giren bankalar bu parayı çekmeye çalışıyorlar. Krizin finansmanı bu şekilde yapılıyor" diye konuşuyor.

Fon sahiplerinin hepsi petrol zengini
Fon Ülke Büyüklük*
ADIA Birleşik
Arap Emirlikleri 875
GIC Singapur 330
GPFG Norveç 322
CIC Çin 200
SFRF Rusya 127
KIA Kuveyt 70
*Milyar dolar

Kaynak: Sabah